HABERLER

  • İtalya’nın yüzyıllık geleneği: De Cecco

    İtalya’nın yüzyıllık geleneği: De Cecco

İtalya’nın yüzyıllık geleneği: De Cecco

İtalya’nın yüzyıllık geleneği: De Cecco

İtalya’nın gurme makarnaları arasında ön sıralarda yer alan De Cecco, Türkiye’de pazara Sapori Gıda tarafından sunuluyor. 12 yıldır De Cecco markasını satan ve markanın Türkiye’deki imajına önemli katkılar sağlayan Sapori Gıda, gurme ürün kategorisinde uzman bir şirket. 

Şirketin kurucusu ve Genel Müdürü Ferda Ulaşoğlu ile De Cecco’nun Türkiye serüvenini ve markayı farklılaştıran özellikleri konuştuk…



De Cecco markasıyla, yıllardır başarılı bir şekilde devam ettirdiğiniz, yol arkadaşlığı nasıl başladı?

De Cecco’yu getirme fikri ve kararı, pazardan gelen talepler doğrultusunda gerçekleşti. Aslında bizden önce bir ithalatçı firma De Cecco ürünlerini getiriyordu, ama yeterince başarılı değillerdi. Gelen istekler ve öneriler doğrultusunda De Cecco’nun merkezi ile iletişime geçtim ve 1998 yılında ürünü Türkiye’de satmaya başladık. 



De Cecco’nun Türkiye’deki bilinirliliği hakkında neler söyleyebilirsiniz?

De Cecco’nun Türkiye’deki şu anki durumu, aslında hak ettiği bir yer değil… Markayı Türkiye’ye getirdiğim ilk yıllarda, tanıtım ve satışta çok iyi bir ivme yakalamıştık. Her şey yolunda giderken, o yılların hükümeti, birden bire gıda ithalatında engeller çıkarmaya başladı. Uygulanan politikalar nedeniyle Türkiye’ye ithal makarnanın girişi durdu. Pazarda çok iyi bir noktaya gelmişken, ithalat yapamaz duruma geldik. 

Stoklarımızda bir miktar ürünümüz vardı. Aslında yaşadığımız krizi iyi yönettik diyebilirim. Elimdeki kısıtlı miktardaki makarnayı, sadece İstanbul’un elit restoranlarına, yavaş ve kontrollü bir şekilde sattım. Böylece hem pazarda kaldım hem de markayı unutturmadım. Sonrasında ise hükümet değişimi ile ithalatın önü açıldı ve biz de kaldığımız yerden devam ettik.



De Cecco’yu özel kılan nedir?

De Cecco’yu bu kadar özel kılan faktörleri açıkçası ilk yıllarda ben de çok merak ediyordum. Fakat fabrikasına gittiğimizde aklımdaki birçok sorunun cevabını aldım. Doğal ve bozulmamış bir bölgede üretim yapan De Cecco, üretiminde bölgesinin doğal kaynak sularını kullanıyor. Bir İtalyan markası olmasına rağmen, kullandığı buğdayın büyük bir kısmını, dünyada en iyi durum buğdayının yetiştirildiği Kaliforniya’dan getirtiyor. 

De Cecco, gerçek anlamda kaliteye odaklı bir üretim modeli uyguluyor. Örneğin bu kadar ünlü bir marka olmasına rağmen, başka ülkelerde fabrikalar kurarak standartlarını riske atmıyor. 

De Cecco’nun kalitesini belirleyen bir başka özellik de kurutma şekli. Örneğin İtalya’da normal bir makarna fabrikasında makarna ortalama 12 saatte kurutulurken, De Cecco’da bu süre en az iki katı… Kurutma süresi, ürünün kalitesini etkileyen çok önemli bir faktördür. 

De Cecco’nun bir diğer üstün özelliği de restoranlarda ön haşlama yapılıp bekletildiğinde formunu kaybetmemesi… Bu özellik tamamen kullanılan durum buğdayının kalitesi ve kurutma sistemi ile alakalı. Bu sayede sipariş verdikten 2-3 dakika sonra makarnanız masanıza gelebiliyor. Bunun önemini ve anlamını aşçılar çok daha iyi bilir ve takdir eder. 

Diğer yandan De Cecco’da yapay hiçbir şey kullanılmıyor. Ürünlerdeki renklerin hepsi doğal sebze özlerinden elde ediliyor. 

Hepsinden önemlisi ise De Cecco’nun tüm bu özelliklerin bileşiminden ve ustalıktan doğan lezzeti. 



De Cecco’nun ürün çeşitlerinin tamamını Türkiye’ye getiriyor musunuz? Ve Türkiye’de en çok hangi ürünü rağbet görüyor?

Bütün çeşitleri getiriyoruz. En çok penne, spagetti, fettucini ve tagliatelle grubu tercih ediliyor. Ayrıca De Cecco’nun makarna soslarını getiriyoruz. De Cecco sosta az ama çok özel çeşitler imal ediyor. Doğallıktan ve kaliteden taviz vermemek adına bunu yapıyor. 



Sizce Türk şefleri makarnayı yeterince tanıyor mu?

Bence çok iyi biliyorlar. İtalyan mutfağında gösterdikleri başarıyı hayranlıkla izliyorum. Baktığınızda bizim şeflerimizin işi çok zor… Örneğin bir restoran açılıyor ve mönüsünde İtalyan, İspanyol ve Meksika mutfağından yemekler var. Bizim şefler bunların hepsini de başarılı bir şekilde yapmayı başarıyor. 

Fakat sos açısından bir sıkıntı olduğunu görüyorum. Bu konuda şeflerimizin biraz daha fazla çaba sarf etmesinde fayda var. 

Makarnayı tanımanın yanında, dolgusunda ve sosunda kullanılan ürünleri de tanımak gerekir. 

Örneğin İtalyan mutfağının önemli lezzetlerinden porcini, biz makarna satmaya başladığımız ilk yıllarda Türkiye’de bulunmuyordu ve yabancı şefler yurtdışından kurutulmuşunu yanlarında getiriyorlardı. Yaptığım araştırmalar sonucunda bu mantarın Yalova’da bir firma tarafından üretildiğini ve üretimin tamamının ihraç edildiğini öğrendim. O firmaya gittim ve satmak üzere ürün aldım. Papermoon daha yeni açılmıştı… Ürünü götürdük ve Papermoon, bizden donmuş olarak 4 ton porcini mantarı aldı. Sonra diğer restoranları gezip ürünü anlattık; bugün porcini mantarının kullanılmadığı restoran neredeyse yok. Bu ürün çeşidinde, en azından sürecin hızlanması açısından, önemli bir faydamın dokunduğuna inanıyorum. 

Diğer bir örnek ise; İtalyanların suda mozerellası var. Eskiden Türkiye’de manda sütü az olduğu için bu peynir normal sütten yapılıyordu ve haliyle iyi bir sonuç ortaya çıkmıyordu. İyi bir mozerella kullanmak isteyenlerin de ithal ürün kullanmaktan başka çaresi kalmıyordu. 

Fakat İtimat firması İtalya’dan uzmanlar getirerek, manda sütünden çok güzel İtalyan tarzı mozeralla ürettiler. Bugün İstanbul’un önde gelen restoranlarında bu peynirler kullanılmaya başlandı. 



İtalyan mutfağının ve makarnanın Türkiye’deki gelişimine ilişkin yorumlarınız ve öngörüleriniz nedir?

İtalyan mutfağı konseptiyle açılan restoran o kadar çok olmasa da İtalyan mutfağı gittikçe Türkiye’de yaygınlaşıyor. İtalyan mutfağı, 5 yıldızlı otellerin mönülerinden tutun da küçük bir cafenin mönüsüne kadar her yerde karşınıza çıkabiliyor. Bu süreç önümüzdeki yıllarda başta makarna olmak üzere İtalyan mutfağına ait ürün ve lezzetlerin daha fazla yaygınlaşacağını gösteriyor.